Turgut Erin kitabından parçalar II – Aliyev hamlelerine başlıyor: sanki Stalin – Beria hortlamışdı

Aliyev, kurduğu satranç oyununun önemli hamlelerinden birini yapmış, pamuk ipliğiyle bağlı sandığı iktidarını pekiştirecek ilk hemleyi kazasız belasız büyük alkışlar arasında kazanmıştı. hem kendisin mutlak iktidarini ve hem de beyninin bir yerindesakladığı oğlunun gelegeğini sağlayacağı hemleleri yapmaya hazırdı. yurt dışındakı muhatapları, bundan böyle onun yurt içi oyunlarında da yanında olacaklardı. Çünki Hazar petrol ve qaz anlaşma belgelerini ceplerine koyan Batılılar, ne işğal edilmiş Azerbaycanın 20 % toprakları, ne de bu topraklar üzerinde dünyaya tanıtılmak istenilen ikinci ermeni devleti ilgilendiriyordu. büyük bir bağımsızlık mücadilesi uğrunda binlerce şehit vererek ve ilk defe demokratik yollarla iktidar oluşturmuş olan Azerbaycanlı türklerin “demokratik sistem içinde yaşama” isteği onları ilgilendirmiyordu. Onlar Hazarın kıyılarından, denizinden daha cok pay ala bileceklerdi. Onları bu ilgilendiriyordu.

HAydar Aliyevi Kimler Moskovadan Nahçivana getirmişti ve iktidara taşımıştı? Kimler ona şimdiki “muktedir” adam konumuna el birligi ile getirmişdi? bunalara satır aralarında deginmiştik. Bir daha tekrarlamaqda fayda var. Moskovadan hasta hasta alıb Nahçıvana, Rusya derin devleti ve Azerbaycandaki eski takım (köhne qvardiya) ile Türkiye getirdi. Nahçivanda iki il iktidara hazırladılar. NAhçivandan Baküye getirdib DEvlet BAşkanı olmasını sağlayan türkiye ve Rusya derin devleti idi. Azadlık herekatının kandırılmıç bazı genc liderleri( Nimet Penahlı, Etibar Memmedov, Rasul Quliyev, Şadman Hüseynov kimi) etrafa büyük paralar döken petrollerin başındakı Resul Quliyev, Omon kuvvetlerinin genc komutanı Albay Rövşen Cavadov (Aliyevi uçakla NAhçivandan getiren), Rusların yönlendirilmesiyle Gencede isyan eden Albay Süret Hüseynov, Aliyevin NAhçivanda kurduğu eski komunistlerden oluşan Yeni Azerbaycan PArtisi ve Türkiyenin özellikle Süleyman Demirel ve Alparslan Türkeşin ikna etdikleri Ebulfez Elçibey, Aliyevi ikinci defa hakimiyyete getirmişdiler.

Aliyev, kendisini iktidara getirenlerin özelliklerini, huyunu, suyunu iyi bilirdi. Artık ikinci hamleye başlatabilerdi. büyük bir güc elde etmişdi. Asrın kontraktı imzalanmışdı. Sırada daha 14 yatağın anlaşması vardı. bu yataklardan üretilecek petrol ve gazın taşınması işlemi vardı. neredeyse dünyanın yarsını gözetleyen “Gebele” atom istasyonu vardı. ve artıq o devlet başkanı idi.

İlk önce iktidardan uzaklaşdırdığı Ebulfez Elçibey ve onun başında bulunduğu HAlk Cephesi teşkilatını dağıtarak, mesuplarını çeşitli behanelerle hapse attırtdı. azadlıq herekatının diger liderlerini ceza evlerine doldurarak, teşkilatlarını etkisiz hale getirtdi. sonra 1918 yılında Azerbaycan Bağımsız HAlk Cumhuriyyetini kuran tarihi Musavat Partisinin genc, türkçü, Azadlıq Herekatının ikinci adamı, Elulfez Elçibeyin davasını sürdüren lider olan İsa Gamberi ve Ali Kerimlini hapse atmanın yollarını aradı. Nahçıvandan, Baküde, Şamahıda, Gencede, Sumgayıtda bu iki siyasi oluşumun (Azadlıq Partisi ve Musavat Partisi ) teşkilatlarını, “Genel Merkezlerinde silah bulunduruyorlar” diye bastırdı. Mensuplarını teker teker toplayarak çeşitli bahanelerle hapse koydu. Eski Milli Meclis Başkanı ve Müsavat Partisi lideri İsa Gamberi, Eski Başbakan Penah Hüseynovu, eski Dışişleri Bakanı prof. Dr. Tevfik Kasımovu ve diger milletçi liderleri çeşitli behaneler uydurarak, sorğusuz, sualsız ve mahkemesiz hapsetti.
bu genc idealist liderler, komünist imparatorluğu ile gırtlak gırtlağa mücadile etmişlerdi. Azerbaycanın bağımsızlığı, özgürlüğü, insanca yaşama hakkını, yüzlerce arkadaşının, yakınlarının, sovyet tanklarınınaltında ezilerek şehit olmalarıyla kazanılmıştı. halkla iç içeydiler. korkusuz ve ataklardı. Bağımsız, özgür, çağdaş, demokrat büyük bir Azerbaycanda insan kimi yaşamak istiyorlardı. Mücadelelerini silahla, terörle, yakıp yıkmakla yürütmemişlerdi. günlerce, aylarca, 1988 yılından 1991 yılına kadar Azadlık meydanında, gece gündüz milyonlarca vetendaşlarını Sovyet tanklarının ve silahlarının muhasarasında, yüzlerce azadlık savaşçısını şehit vererek, sükunet içinde, istek ve arzularını uygarca haykırarak elde etmişlerdi. bu liderlerin hemen hepsini yakından tanıyordum. hiç birinin ne evinde ne de üzerlerinde hiçbir zaman çakı bıçağı bile bulunmazdı. hetta silah kullanmasını dahi bilmiyorlardı. Komünist imperatorluğu ile üç yıl boyunca yürüttükleri keskin, çağdaş ve uygarca mücadelede hiç bir askerin burnunu bile kanatmamışlardı. ama Baküdeki “Şehitler Hiyabanı” şimdi onların kabirleriyle dolu. Rus tankları, çoluk çocuk, kadın, yaşlı genç demeden onları ezip geçmişti.
İşte haydar Eliyevin teker teker toplayip içeri attığı, yurt dışına sürgün etdiyi, bu kadronun, bu öcülerinakibetini gören Azerbaycan halkı, ürkmüştü, korkmuş, ve sınmışti. halkı yeniden bir Stalin döneminin kurşuna dizmeleri, sürgünleri, cezaevleri günlerirnin başlayacağı korkusu sarmıştı.
bir yıldır caddelerde ve sokaklarda görmedikleri, eli sopalı resmi geyimli polisler, yeniden ortalıkta kol gezmeye başladılar. hiçbir sebeb yokken, gece yarılarında suçsuz, günahsız sade insanların evleri basılıyor, aramalar yapılıyor, gözlerine kestirdiklerini alıp götürüyordular ve KGB – nin zidanlarına atıyordular. Sanki Stalin və ya Beria hortlamış, Azerbaycana gelmişti. Ülke tekrar  oğulun babasını, babasının oğlunu ihbar etdiği günlere doğru süretle yol alıyordu. aliyev halkın üzerindeki korku dolu etkisini de artık sağlamıştı. Süleyman Demirelin  1982 yılında dediği kimi “Tırnağına artık yer etmişdi…”.  Üçüncü ve en girift, en hay küylü, en kanlı ve en kapalı hemlesine başlattı. Azerbaycana ilgi duyan dünyanın önde gelen ülkelerinin yanı sıra, komşularını da işin içine çekerek…

Cumhurbaşkanlığının resmi sarayını, Genclikdeki ve Bilgehteki Cumhurbaşkanlığı konutlarını,Azerbaycan komunist parti genel sekreteri olduğu dönemdeki sarayında döndürülün kirli ve karanlık düzenlemelerin oluşturduğu ortama  dönüştürmüştü. Birlikte çalıştığı eski KGB mütehasısları, Rusiyadan getirdiyi uzmanlar, Cumhurbaşkanlığında görevlendirdiyi usta (!) yetkililerle sabahlara kadar yoğun şekilde çalışıyordu. Bu çalışmalar neticesinde hapishaneler doluyor,  işkence hanelerden cesetler, tarihi işkence mezarlığı olan hazar denizinin ortasındakı Nargin adasına  gönderiliyordu. Bir olay duyulduğunda  da KGBye girdigi yıllardan beri ilke edindiği “… Haa, öylemi!  benim haberim yok. Bir bakalım…” diyordu. Ama halk bu ifadenin ne anlama geldiğini qayet iyi biliyordu.

“Turgut Erin kitabından parçalar II – Aliyev hamlelerine başlıyor: sanki Stalin – Beria hortlamışdı” üzərinə 5 şərh

  1. chox maraqlidir, ancaq sensasiya deyil. Dayandigi sened de yoxdur. Sonra ise Siyaset ince ishdir. Bele yazmaqla bir shey subut etmek olmaz. Oz generallarinin choxu PKK-li ve qadin alverchisi chixdi. Ondan yazsinlar.

  2. selam ya su tur yazarlar hem turk birliyine hem azeri birliyine darbedir Turk Azeri kardesliyine darbe vuruyor sunlarin kaninda ermeni kani var vallah dogru konusuyorum KURTDE BENE KARDES Turkde bene kardes benim icin farketmez

  3. bunu yazan belkede bilmir amma yuz faiz onun koku Ermenidi ancaq ermeni qani bele murdar ola biler mende oturub coxlari haqqda cox sey yaza bilerem ve buna inanan insanlara ise ancaq salak deye bilerem

Bir cavab yazın

Sistemə daxil olmaq üçün məlumatlarınızı daxil edin və ya ikonlardan birinə tıklayın:

WordPress.com Loqosu

WordPress.com hesabınızdan istifadə edərək şərh edirsinz. Çıxış / Dəyişdir )

Twitter rəsmi

Twitter hesabınızdan istifadə edərək şərh edirsinz. Çıxış / Dəyişdir )

Facebook fotosu

Facebook hesabınızdan istifadə edərək şərh edirsinz. Çıxış / Dəyişdir )

Google+ foto

Google+ hesabınızdan istifadə edərək şərh edirsinz. Çıxış / Dəyişdir )

%s qoşulma